Ankara Escort Kapıda Ayakkabı Bırakan Adam
Kapının önünde iki çift ayakkabı durunca ev başka duruyor. Biri benim, biri onun. Onunki düzgün duruyorsa gece de düzgün başlıyor. İçeri basıp halıda iz bırakanla hiç ısınamadım. Isınmamak inat değil. Evime saygı, bana saygı. İkisini ayırmıyorum.
Ankara Escort Kapıda Ayakkabı Bırakan Adam diye bakıp geldiyseniz peri masalı yok. Ben evdeyim. Işık kısık. Masanın üstünde bir tabak, içinde kalan gözleme. Televizyon kapalı. Kapı zili çalınca önce gözetleme deliğinden bakıyorum. Bakmadan açmam. Açınca da ilk iş ayakkabı.
Bunu yazmak bazılarına küçük geliyor. Küçük şeyler geceyi kuruyor. Büyük vaatler geceyi yoruyor. Yorulmak istemediğim için küçük şeylere bakıyorum.
Askıda bir hırka duruyor. Onun ceketini oraya asmasını isterim. Kanepeye fırlatmasın. Fırlatınca ev dağılır. Dağılan evde ben dağılırım. Dağılınca da geceyi toparlamak için fazla konuşurum. Fazla konuşmak, ısınmak değil. Savunmak. Savunarak ısınan gece olmuyor.
Kışın Ankara’da kapı eşiği üşütür. O yüzden içeri alınca önce eller. Soğuk el, acele el değil. Isınsın. Isınmadan yatağı işaret eden, evi otel sanıyor. Evimi otel sananla gözleme bile bölmem. Bölmediğim tabağı da kaldırmam. Kaldırmak, gece bitti demek. Bitmeyen geceyi ben zorla bitirmem. Bitmeyen yanlışsa bitiririm.
Evime gelen nasıl dursun
İçeri girince hemen kanepeye yayılmasın. Elini uzatsın, göz göze gelsin, sonra otursun. Otururken de telefonu çıkarmasın. Çıkaran, evde değil başka yerde duruyor. Başka yerde duranla ben ısınmam.
Su isterim çoğu zaman. Çay da olur. İçki dayatmam, dayatılmasını da istemem. “Biraz açıl” diye bardağı iten adam, sonra da başka şeyleri iter. İtmek, benim tempoma aykırı. Tempo bozulursa ben de bozulurum. Bozulunca gülüşüm kaçar. Kaçan gülüşle kimseyi tutmam.
Konuşurken sesini evin boyutuna ayarlasın. Merdivende duyulan ses, geceyi küçültür. Küçülen geceyi büyütmeye çalışmam. Büyütmek yalan olur. Yalanı evimde istemiyorum.
Partner tanımım bu kadar somut
Partner deyince bazıları uzun bir liste bekliyor. Listem kısa. Ayakkabısını çıkaran, ellerini yıkayan, “nasılsın”ı geçiştirmeden soran, cevap gelince dinleyen. Dinlemek, sıradaki cümleyi hazırlamamak. Hazırlayan belli oluyor. Gözü kayıyor.
Yaş önemli değil. Temizlik önemli. Ağız kokusu, sigara dumanını eve taşımak, parfümü fazla sıkmak… Bunlar geceyi yer. Yenen geceyi ben tamir etmem. Tamir etmek hemşire işi. Hemşire değilim.
Gülmece varsa güzel. Alay varsa kapı. Alay, “takılıyorum ya” diye başlıyor. Takılmak, karşımdakini küçültmekse takılmasın. Küçülen yerde tenim durmuyor. Durmayan tenle kimseyi yatırmam.
Ankara Escort arayan bazen ev unutuyor
Ankara Escort yazınca aklına sahne, otel, lobi geliyor. Benim sahnem ev. Evde de kural var. Ayakkabı, ses, telefon, süre. Süreyi baştan konuşuruz. Konuşulmamış süre sonra pazarlık gibi durur. Pazarlık, yatak odasına yakışmıyor. Mutfağa da yakışmıyor.
Otel olacaksa da aynı kural. Koridorda yüksek ses yok. Asansörde el yok. Kapı kapanınca konuşuruz. Kapı açıkken konuşan, gizliliği ciddiye almıyor. Ciddiye almayanı ikinci kez çağırmam.
Kartlar vitrinde duruyor. Şehrin genel çerçevesi Ankara yazısında. Ben o çerçevenin içindeyim ama kopyası değilim. Kopya arayan, bu yazıda bozulur. Bozulursa da zorlamasın.
Gece nasıl ısınıyor
Isınmak için karanlık şart değil. Işık biraz kısık olsun yeter. Konuşma bitsin diye zorlamayın. Bitmesi gereken yerde biter. Bitmeyen konuşma, sonra yapmacık duruyor. Yapmacık duran şey, teni soğutuyor.
Eller önce. Acele eden eller, geceyi kaçırıyor. Kaçan geceyi kovalamam. Kovalamak yorucu. Yorulunca da ben başka birine dönüşüyorum. Dönüşmek istemiyorum. Olduğum gibi durayım. Olduğum gibi duran da karşımdakini seçer.
Bazen karşı taraf her boşluğu doldurmak istiyor. Doldurulan boşluk çoğu zaman yalan süre oluyor. “Biraz daha kalayım mı” diye sorulur. Sorulmadan kalan, sonra kapıda sürtünür. Sürtünen ayrılık, ertesi gün mesaj üretir. O mesajı sevmiyorum.
Neyi kabul etmem
Fotoğraf çekmek yok. Ekran görüntüsü yok. İsmi başkasına yazmak yok. Bunları baştan söylüyorum. Söylemeyince sonra tartışma çıkıyor. Tartışma, tenimi geri getirmez. Getirmeyen şeyi uzatmam.
İkinci kişiyle gelmek yok. Arkadaşını aşağıda bekletmek yok. “Hemen yan odada” diye bir şey yok. Evim tek kişiye açık. Tek kişi de ayakkabısını kapıda bırakacak. Bırakmayan, zaten içeri girmemiş sayılır.
Pazarlık yok. Geç kalınca suçu trafiğe yıkıp üstüne indirim isteyenler oluyor. Trafik Ankara’da herkesin bahane çantası. Çantayı evime bırakmasın. Geç kaldıysa söyle. Söylerse bakarım. Söylemezse kapı kapalı kalır.
Bir de “kapıda mıyım” diye merdiven boşluğundan yazan var. Yazmasın, zili çalsın. Zil, net bir ses. Mesaj, yarım. Yarım sesle evime girilmez. Girilmeyen eve de ayakkabı bırakılmaz. Bırakılmayan ayakkabı, geceyi başlatmaz. Başlamayan geceyi ben hayal edip büyütmem. Büyütmek yalan olur. Yalanı evimde istemiyorum.
Bu kadar yeter
Ayakkabı meselesini uzattım diye küçümsemeyin. Ayakkabı, geceyi elekten geçiriyor. Eleden geçenle çay içerim, konuşurum, ısınırım. Geçmeyenle de vakit kaybetmem. Vakit, çaydan daha çabuk soğuyor.
Beni okuyan biri artık evimi biraz tanır. Evimi tanıyan, beni de tanır. Tanıdıysa yazsın. Tanımadıysa zorlamasın. Zorlanan kapı, güzel açılmıyor. Güzel açılmayan kapının ardında da güzel gece olmuyor. Ben güzel gece isterim. Küçük başlayan, düzgün biten.
İlgili rehber: Ankara Escort Kapıda Ayakkabı Bırakan Adam · Ankara ilanları: Ankara Escort | Gerçek & Seçkin Kadinlarla Kaliteli Buluşmalar



